Faiz Değişiklikleri

Faiz Değişiklikleri
Faiz Değişiklikleri
Ekim , 07,2026

Faiz Değişiklikleri

Giriş

Kamuoyunda “12. Yargı Paketi” olarak bilinen ve 31 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe giren 7589 sayılı Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile özel hukuk alanında önemli değişikliklerden biri, 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’un1. maddesinde yapılmıştır. 

İlgili değişiklik ile beraber eskiden sabit olan kanuni faiz oranı yeni düzenleme ile birlikte faiz ödenmesi gereken hâllerde uygulanacak kanuni faiz artık sabit bir oran üzerinden değil, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından belirlenen reeskont oranına bağlı değişken bir sistem üzerinden hesaplanacaktır. 

Kanunlaşan bu yeni düzenlemenin en somut sonucu, 31 Temmuz 2026 itibarıyla uygulanan kanuni faiz oranının daha önce %24 iken %31 seviyesine yükselmiş olmasıdır. Ancak düzenlemenin asıl önemi, mevcut oranın %24’ten %31’e çıkarılmasından ziyade, bundan sonraki yıllarda kanuni faiz oranının ekonomik ve parasal koşullara bağlı olarak kendiliğinden değişebilecek bir yapıya kavuşturulmuş olmasıdır.

 

1. Değişiklik Öncesi Kanuni Faiz Oranı?

Değişiklik öncesi kanuni faiz 3095 sayılı kanunun birinci maddesinde %12 olarak belirlenmiş ve Cumhurbaşkanına belli sınırlar içerisinde kanuni faizi arttırma veya azaltma yetkisi tanınmıştır. Cumhurbaşkanının bu sınırlar içerisinde yetkisini kullanarak 8485 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile kanuni faiz oranı bir kat arttırmış ve kanuni faiz oranı 1 Haziran 2024 tarihinden itibaren yıllık %24 olarak uygulanmaya başlanmıştır. İki seneyi aşkın bir süredir %24 olarak uygulanan kanunu faiz oranı 31.07.2026 tarihinde yeni düzenlemenin yürürlüğe girmesiyle değişmiştir. 

Eski düzenlemenin en önemli özelliği kanuni faiz oranın uzun süre sabit kalabilmesiydi. Bu durum faizin başlangıcı 2024 yılı olan ve ödemesi 2026 yılında yapılan bir alacak bakımından, özel bir faiz türü veya sözleşmesel faiz söz konusu olmadığı hallerde, ilgili dönemlerde kanuni faiz oranı %24 olarak uygulanmasına yol açmaktaydı. Faiz hesaplanması bakımından daha kolay ve pratik bir sistem olsa da özellikle yüksek enflasyon dönemlerinde önemli bir probleme yol açıyor, borcun geç ödenmesi nedeniyle alacaklının uğradığı ekonomik kayıp ile kanuni faiz arasında ciddi bir fark oluşabiliyordu. 

 

2. Anayasa Mahkemesinin 22 Temmuz 2025 Tarihli 2024/24 E., 2025/164 K. Numaralı Kararının Yeni Düzenlemeye Etkisi

Anayasa Mahkemesi 2024/24 Esas 2025/164 Karar Numaralı kararında, Sözleşmede faiz oranının belirlenmediği ve Türk Borçlar Kanunu veya Türk Ticaret Kanunu uyarınca faiz ödenmesi gereken hâllerde uygulanacak kanuni faiz oranının enflasyon karşısında alacağın gerçek değerini korumakta yetersiz kalabileceğini ve bunun alacaklı üzerinde ölçüsüz bir ekonomik külfet doğurabileceğini ortaya koymuştur. Ayrıca Anayasa Mahkemesi’nin değerlendirmesine göre alacak hakkı da Anayasanın 35. maddesiyle korunan mülkiyet hakkı içerisinde değerlendirilmektedir. Bunun üzerine 3095 sayılı Kanun’un eski 1. maddesindeki düzenlemeyi mülkiyet hakkına aykırılık gerekçesiyle sözleşmeden kaynaklanmayan borç ilişkileri yönündenAnayasa’ya aykırı bularak iptal etmiştir. 

Dolayısıyla 12. Yargı Paketi ile getirilen yeni sistemin temel amacı yalnızca faiz oranını yükseltmek değildir. Asıl amaç, kanuni faizi ekonomik koşullardan tamamen kopuk, sabit bir oran olmaktan çıkararak ekonomik göstergelere bağlı ve değişken bir mekanizma hâline getirmektir.

 

3. Yeni Düzenleme İle Beraber Kanuni Faizin Hesaplanması

Yeni düzenlemeye göre 3095 Sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun m.1 

“1/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ile 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na göre faiz ödenmesi gereken hallerde, miktarı sözleşme ile tespit edilmemişse bu ödeme yıllık, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranının yüzde sekseni üzerinden yapılır. Söz konusu reeskont oranı, 30 Haziran günü önceki yılın 31 Aralık günü uygulanan reeskont oranından beş puan veya daha çok farklı ise, yılın ikinci yarısında 30 Haziran günü belirlenen oranın yüzde sekseni geçerli olur.”şeklinde değiştirilmiştir. 

Özetle, formülize etmek gerekirse (Kanuni faiz oranı = TCMB kısa vadeli reeskont oranı × %80 ) denklemiyle kanuni faiz oranı hesaplanacaktır. Bunun yanında yeni düzenleme de yıl ortasında ikinci bir kontrol mekanizması da bulunmaktadır. 30 Haziran tarihinde uygulanan reeskont oranı, kanuni faiz hesaplamasında kullanılan bir önceki “31 Aralık” reeskont faizine göre 5 puan veya daha fazla az veya çok ise 30 Haziran günü belirlenen oran üzerinden yüzde seksen olarak kanuni faiz oranı belirlenecektir.

Yeni düzenlemeyle beraber bu hesap ilk kez 31 Temmuz 2026 tarihinde kullanılmaya başlandı. Buna göre 31 Aralık 2025 tarihinde TCMB kısa vadeli reeskont oranı %38,75 olarak uygulandığından kanuni faiz oranı, reeskont oranının yüzde sekseni olan %31 olarak belirlenmiştir. Burada özellikle dikkat edilmesi gereken husus, %31 oranının geçmiş bütün dönemlere geriye dönük olarak uygulanmayacağıdır. 

Özellikle yeni düzenlemeyle beraber uzun süreli faiz hesaplamalarında çok daha dikkatli olmak gerekecektir. Öncelikle faiz başlangıç tarihi düzenlemeden önce olan ve hala tahsil edilememiş alacakların tamamına yeni düzenlemeye göre faiz işletilmesi doğru olmayacaktır. 31 Temmuz 2026 tarihine kadar işletilecek faiz oranında bir değişiklik olmayıp eski kanuni faiz oranı olan %24 oranından faiz işletilmesi gerekmektedir. 31 Temmuz 2026 tarihinden sonra yeni düzenlemeyle belirlenen %31 oranı üzerinden faiz işletilecektir. 

Ayrıca yeni düzenlemeden sonra da uzun süre tahsil edilemeyen alacaklarda ve özellikle icra dosyalarında faiz hesabı yapılırken tek bir oran üzerinden hesap yapılamayacaktır. Yıllık hesaplamaların yapılmasının yanı sıra yeni sistemde yıl ortasında da reeskont orana göre kanuni faiz değişebileceğinden yüksek miktarlı ve uzun süre devam eden dosyalarda dönem dönem faiz hesaplama tablosuyapılması önem kazanacaktır.

 

4. 3095 Sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’un 1. Maddesinde Yapılan Değişiklerin İcra Hukukuna Etkisi

Yeni düzenlemenin icra hukuku bakımından en önemli sonuçlarından biri, takip konusu alacağın faizinin hesaplanmasını önceki sisteme kıyasla daha karmaşık hâle getirmesidir. Eski sistemde, özellikle kanuni faiz bakımından, belirli bir dönem içerisinde sabit bir oranın uygulanması nedeniyle takip talebinde faiz hesabının yapılması ve takip sonrasında işleyecek faizin belirlenmesi görece daha kolay hesaplanabilir durumdaydı. Yeni sistemde ise faiz oranının ekonomik göstergelere bağlı olarak değişebilmesi, özellikle uzun süre devam eden icra takiplerinde faiz hesabının dönemsel olarak yeniden yapılmasını gerektirecektir.

Kamuoyunda tartışılan bir çekince olarak ise dönemsel olarak hesaplanması gerekecek olan kanuni faizin eskiye nazaran daha yaygın bir şekilde hatalı hesaplamalara konu olacağıdır. Faiz oranı nispeten daha sabit ve istikrarlı olduğu geçmiş dönemlerde bile hatalı faiz hesaplamaları sebebiyle birçok icra takibi iptal olurken yeni ve geçmişe nazaran daha değişken bir faiz sisteminde takip talebi oluşturulurken daha temkinli olunması gerekecektir.

Bununla birlikte, yeni sistemin alacaklı bakımından yalnızca bir hesaplama güçlüğü veya takip riski doğurduğu düşünülmemelidir. Aksine, düzenlemenin temel amacı, alacaklının alacağına geç kavuşması hâlinde ekonomik kaybının daha adil biçimde telafi edilmesine imkân sağlamaktır. Eski sistemde sabit ve piyasa koşullarına göre düzenlenmeyen kanunu faiz özellikle yüksek enflasyon dönemlerinde alacağın gerçek değerinin önemli ölçüde azalmasına yol açarken yeni faiz sistemi bu durumun önüne geçebilecektir. 

Özetle, yeni sistemde alacaklı açısından “hesaplaması daha kolay fakat ekonomik olarak yetersiz” bir faiz sistemi yerine, “hesaplaması daha karmaşık ancak ekonomik koşullara daha duyarlı” bir sistem benimsenmiştir. Özellikle uzun yıllar devam eden dava ve icra dosyalarında bu fark daha belirgin hâle gelecektir.

Bu nedenle uygulamada yeni düzenlemenin iki yönlü bir etkisinin olacağı söylenebilir. Bir taraftan icra takiplerinin hazırlanması ve yürütülmesinde faiz hesabına ilişkin teknik yükümlülükler artacak, diğer taraftan ise doğru hesaplama yapıldığı takdirde alacaklının uzun süren yargılama ve takip süreçleri nedeniyle uğradığı ekonomik kaybın daha adil şekilde giderilmesi mümkün olacaktır.

 

5. Sonuç

Yeni sistemle birlikte özellikle hukuk büroları ve alacaklılar bakımından faiz hesaplamalarının standart bir oran üzerinden yapılması yerine faiz başlangıç tarihinden tahsil tarihine kadar ilgili dönemlerin ayrı ayrı değerlendirilmesigerekecektir. Bu durum, takip taleplerinin hazırlanmasında daha fazla dikkat ve hesaplama disiplini gerektirse de, düzenlemenin uzun vadeli sonucu bakımından alacaklının korunması yönünde önemli bir adım olarak değerlendirilebilir. Zira amaç, alacaklının yalnızca nominal olarak alacağını tahsil etmesi değil, alacağına geç kavuşmasının ekonomik sonuçlarının da mümkün olduğunca telafi edilmesidir.

 

Asist Hukuk Bürosu

 

“Bu not yürürlükteki hukuk uyarınca ve yalnızca bilgilendirme amaçlı olarak hazırlanmıştır. Bu not herhangi bir hukuki görüş içermemektedir.”