Varlık Barışı ve Yeni Vergi Teşvikleri

Varlık Barışı ve Yeni Vergi Teşvikleri
Varlık Barışı ve Yeni Vergi Teşvikleri
Haziran , 08,2026

Varlık Barışı ve Yeni Vergi Teşvikleri

21 Mayıs 2026 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu tarafından kabul edilen ve 4 Haziran 2026 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan 7582 sayılı "Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun"(Teşvik Kanunu) ile uluslararası sermayenin Türkiye’ye çekilmesi, yüksek katma değerli hizmet faaliyetlerinin teşvik edilmesi, yatırım ortamının iyileştirilmesi ve vergiye gönüllü uyumun artırılması amacıyla çok kapsamlı vergi ve yatırım teşvikleri getirilmiştir. 

 

Teşvik Kanunu’yla birlikte vergi teşviğinden varlık barışına, teknogirişim şirketlerine sağlanan avantajlardan çalışan pay opsiyonlarına kadar geniş yelpazede bir teşvik paketi açıklanmıştır. Bu yazımızda Teşvik Kanunu ile getirilen yeni düzenlemeler, vergi teşvikleri ve varlık barışına ilişkin detaylar ayrı ayrı ele alınacaktır. 

 

1-         Varlık barışı düzenlemesi

 

Teşvik Kanunu m. 10 uyarınca vergiye gönüllü uyumu artırmak amacıyla, gerçek veya tüzel kişilerce, yurt dışında veya yurt içinde bulunan ve fakat kayıt dışı olan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının 31 Temmuz 2027 tarihine kadar banka veya aracı kurumlara bildirilerek kayıt altına alınabilmesinin önü açılmıştır. 

 

Bu düzenleme bakımından dikkat edilmesi gereken iki ayrım vardır. Bunlardan biri kayıt dışı varlığın Türkiye’de mi, yoksa yurt dışında mı olduğu; diğeri ise varlık barışından yararlanmak isteyen kişinin vergi mükellefi olup olmadığıdır. 

 

-       Varlığın Türkiye’de mi, yoksa yurt dışında mı olduğu yönünden değerlendirme: Yurt dışında olan varlıklar bakımından varlık sahibinin öncelikle Türkiye’de kurulu banka veya aracı kuruma başvuru yapılarak bildirimde bulunulması gerekmektedir. Sonrasında bildirimin yapıldığı tarihten itibaren iki ay içinde Türkiye’deki banka ya da aracı kurumlarda varlık sahibinin adına açılan hesaplara transfer edilmesi veya yurt dışından fiziki olarak getirilenlerin bu hesaplara yatırılması gerekir. Fiziki olarak yurt dışından getirilen varlıkların yurda getirildiği, gümrük idaresine yapılacak beyana ilişkin belgeler ile tevsik olunması gerekmektedir. 

 

Türkiye’de bulunan varlıklar bakımından ise, yine aynı şekilde Türkiye’de kurulu banka veya aracı kuruma başvuru yapılarak bildirimde bulunulması gerekmektedir. Bu varlıklar bakımından bildirilen varlıkların bildirim tarihi itibarıyla banka veya aracı kurumlara yatırılmak suretiyle tevsik edilmesi zorunludur.

 

-       Varlık barışından yararlanmak isteyen kişinin vergi mükellefi olup olmadığı yönünden değerlendirme: Vergi mükellefleri tarafından bildirilen varlıkların bildirim tarihi itibarıyla kanuni defterlerde özel bir fon açılarak ilgili fon hesabında takip edilmesi gerekmektedir. Bu fon hesabının bildirim tarihinden itibaren iki yıl geçmedikçe işletmeden çekilemeyeceği, sermayeye ilave dışında başka bir amaçla kullanılamayacağı düzenlenmiştir. Bu varlıklar dönem kazancının tespitinde dikkate alınmayacak ve bildirim tarihinden itibaren iki yıl geçmesi koşuluyla vergiye tabi kazancın ve kurumlar için dağıtılabilir kazancın tespitinde dikkate alınmaksızın işletmeden çekilebilecektir.

 

Gelir ve kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunmayanların ise, bildirimde bulundukları varlıklarını belirtilen sürede Türkiye’ye getirmeleri, yurt içindeki varlıklarını bildirim tarihi itibarıyla banka veya aracı kurumlara yatırmak suretiyle tevsik etmeleri durumlarında yukarıda yer alan şartlar aranmaksızın varlık barışı hükümlerinden yararlanacağı düzenlenmiştir.

 

Vergi Kesintisi: Varlık barışından yararlanma usulüne değindikten sonra, varlık barışından yararlanmanın vergisel yüküne de değinmek gerekmektedir. Teşvik Kanunu uyarınca banka ve aracı kurumlar için, kendilerine bildirilen varlıklara ilişkin olarak bildirim sahibinden, varlıkların değeri üzerinden %5 oranında peşin vergi tahsil etme yükümlülüğü getirilmiştir. Diğer bir deyişle, varlık barışından yararlanılması halinde, kayıt dışı varlığın bankaya veya aracı kuruma yatırılmasıyla birlikte peşin olarak %5 vergi ödenecektir. 

 

Bununla birlikte, vergi kesintisi oranı bildirilen varlığın vadeli hesaplarda, devlet iç borçlanma senetlerinde, kira sertifikalarında veya girişim sermayesi yatırım fonlarında; 

 

-       en az beş yıl bulundurulacağının taahhüt edilmesi halinde %0,

-       en az dört yıl bulundurulacağının taahhüt edilmesi halinde %1,

-       en az üç yıl bulundurulacağının taahhüt edilmesi halinde %2

-       en az iki yıl bulundurulacağının taahhüt edilmesi halinde %3,

-       en az bir yıl bulundurulacağının taahhüt edilmesi halinde %4

 

olarak uygulanacaktır. Bu düzenlemedeki amaç varlık barışı ile kayıt altına alınan varlıkların finansal piyasalarda dolaşıma sokulması ve ekonomi piyasası üzerinde olumlu etki sağlanmasıdır. 

 

Özellikle belirtmek gerekir ki, vergi kesintisi oranına yönelik istisnalar arasına girişim sermayesi yatırım fonlarının da eklenmesi oldukça önemlidir. Bu sayede, varlık barışından yararlanan kişilerin varlıklarını girişim sermayesi yatırım fonlarında tutması halinde bu durum girişim ekosistemi ve yatırım süreçlerine de olumlu yönde etki edecektir. 

 

Vergi İncelemesi: Teşvik Kanunu m. 10 uyarınca, banka veya aracı kuruluşlara bildirilen varlıklara isabet eden tutarlara ilişkin olarak hiçbir suretle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmayacağı hüküm altına alınmıştır.

 

2-         Nitelikli hizmet merkezi teşviği 

 

Teşvik Kanunu m.6 uyarınca 4875 sayılı Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu’na ek madde eklenerek “nitelikli hizmet merkezi” kavramı mevzuata kazandırılmıştır. İlgili düzenleme uyarınca en az üç farklı ülkede aktif olarak faaliyet gösteren, ilişkili şirket veya şirketler topluluğuna yönelik hizmet sunmak ve aşağıda belirtilen faaliyetleri yapmak üzere kurulan, yıllık hasılatlarının en az %80’ini yurt dışındaki ilişkili şirketlerden veya şirketler topluluğundan elde eden sermaye şirketleri “nitelikli hizmet merkezi” olarak kabul edilmiştir. 

 

Ayrıca bu merkezlerin finansal danışmanlık, stratejik yönetim danışmanlığı, risk yönetimi, bütçeleme, uluslararası muhasebe ve uyum, dijital dönüşüm ve teknoloji danışmanlığı, hukuk danışmanlığı, tanıtım, marka yönetimi, insan kaynakları, satış, satış sonrası destek, teknik destek, araştırma ve geliştirme gibi faaliyetlere ilişkin koordinasyon ve yönetim hizmetini sunabileceği düzenlenmiştir. 

 

Getirilen teşvikler bakımından ise; 

 

-       Kurumlar vergisi teşviği: Nitelikli hizmet merkezi olarak faaliyette bulunan kurumların, münhasıran bu faaliyetleri kapsamında yurt dışından elde ettikleri kazançların %95’inin kurumlar vergisi matrahından indirim yapılabileceği (4737 sayılı Kanun kapsamında kurulan endüstri bölgelerinden, bölgenin yabancı yatırım yoğunluğuna göre Cumhurbaşkanınca uygun bulunanlar ile 7412 sayılı Kanun hükümlerine göre katılımcı belgesi alarak İstanbul Finans Merkezi Bölgesinde nitelikli hizmet merkezi olarak faaliyette bulunan kurumlar bakımından bu oran %100 olarak uygulanacaktır),

 

-       Gelir vergisi teşviği: Nitelikli hizmet merkezlerinde istihdam edilen nitelikli hizmet personelinin ücretlerinin brüt asgari ücretin üç katını aşmayan kısmının gelir vergisi matrahından indirilebileceği (9/1/2002 tarihli ve 4737 sayılı Endüstri Bölgeleri Kanunu kapsamında kurulan endüstri bölgelerinden bölgenin yabancı yatırım yoğunluğuna göre Cumhurbaşkanınca uygun bulunanlar ile katılımcı belgesi alarak İstanbul Finans Merkezinde faaliyet gösteren nitelikli hizmet merkezleri açısından brüt asgari ücretin beş katı olarak uygulanacaktır)

 

 düzenlenmiştir.

 

3-         Yurt dışı gelirlerinden elde edilen kazançlara yönelik 20 yıllık muafiyet

 

Teşvik Kanunu m.4 uyarınca 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’na (GVK) mükerrer 20/D maddesi eklenmiş ve bu kapsamda yeni bir vergi teşviği ihdas edilmiştir. İlgili düzenleme uyarınca 1 Ocak 2026 tarihinden itibaren Türkiye’ye yerleşmiş sayılan kişilerin[2], Türkiye’ye yerleşmeden önceki son 3 takvim yılında Türkiye’de ikametgah ve mükellefiyetinin bulunmaması şartıyla, yurt dışından elde ettiği kazançları 20 yıl boyunca gelir vergisinden muaf tutulacaktır. 

 

İlgili düzenlemede istisnadan faydalanabilecek gerçek kişilerin istisna kapsamına girmeden önce, Türkiye’de elde ettiği gayrimenkul sermaye iradı, menkul sermaye iradı veya değer artışı kazancı nedeniyle mükellefiyetinin bulunmasının bu istisnadan yararlanmasına engel teşkil etmeyeceği düzenlenmiştir.

 

4-         Teknogirişim rozetine sahip şirketler ile dijital şirketler için teşvikler 

 

“Teknogirişim” kavramı ilk kez 3 Temmuz 2025 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Teknoloji ve Yenilik Odaklı Girişimlerin Belirlenmesi ve Belgelendirilmesine Dair Yönetmelik ile birlikte mevzuatımızda yer edinmiştir. İlgili Yönetmelik uyarınca Türkiye’de yerleşik olup teknoloji ve yenilik tabanlı, ölçeklenebilir iş modeline sahip girişimlerin Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’na başvurarak “teknogirişim rozeti” alabileceği düzenlenmiştir. 

 

Mevcut düzenlemeler uyarınca GVK m.17 uyarınca teknogirişim şirketi niteliğini haiz işverenlerce çalışanlara bedelsiz veya indirimli olarak verilen ve ücret niteliğinde kabul edilen pay senetlerinin (ESOP), verildiği tarihteki rayiç değerinin o yıldaki bir yıllık brüt ücret tutarını aşmayan kısmı gelir vergisinden istisna tutulmuştu. Teşvik Kanunu ile birlikte buradaki eşik bir yıllık brüt ücret tutarının iki katına çıkarılmıştır. 

 

Ayrıca teknogirişim rozetine sahip halka açık olmayan şirketlerin paya dönüştürülebilir borç sözleşmelerine dayanarak yapacakları şarta bağlı sermaye artırımlarında, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun şarta bağlı sermaye artırımına ilişkin hükümleri uygulanmayacağı düzenlenmiştir. Bu sayede bu şirketlerin paya dönüştürülebilir borç sözleşmeleri bakımından Türk Ticaret Kanunu’nda yer alan şartların uygulanmayacağı açıkça düzenlenmiştir. 

 

Son olarak, 4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu uyarınca kuluçka girişimcisi olmaya hak kazanan girişimciler tarafından Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nca belirlenecek dijital şirket tanımına uygun kurulan şirketlerin kuruluş tarihi itibarıyla üç yıla kadar 18/5/2004 tarihli ve 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu’nda tanımlı ücret ve aidat ödemelerinden muaf olacağı düzenlenmiştir.

 

Belirtmek gerekir ki Teşvik Kanunu ile birlikte mevzuatımızda ilk kez “dijital şirket” tanımına yer verilmiştir. 2026 yılı içerisinde “dijital şirket” statüsüne ilişkin detaylı düzenlemeler yapılması öngörülmektedir. 

 

5-         Yurtdışı doğrudan satışlardan doğan kazanç istisnası 

 

Teşvik Kanunu m.7 uyarınca yurt dışından mal alıp, Türkiye’ye getirilmeksizin yurt dışına satılan veya bu şekilde aracılık edilen malların satışından sağlanan kazançların %95’i kurumlar vergisi matrahından indirileceği düzenlenmiştir. Bu indirimden yararlanılabilmesi için kazancın elde edildiği hesap dönemine ilişkin yıllık kurumlar vergisi beyannamesinin verilmesi gereken tarihe kadar Türkiye’ye transfer edilmiş olması, aracılık faaliyetine ilişkin malların satıcısı ve alıcısının Türkiye’de olmaması gerekmektedir. 

 

6-         Üreticiler için kurumlar vergisi teşviği 

 

Teşvik Kanunu m.8 uyarınca sanayi sicil belgesini haiz ve fiilen üretim faaliyetiyle iştigal eden kurumların münhasıran üretim faaliyetlerinden elde ettikleri kazançları ile zirai üretim faaliyetiyle iştigal eden kurumların münhasıran bu üretim faaliyetlerinden elde ettikleri kazançlarında kurumlar vergisi oranının %12,5 olarak uygulanacağı düzenlenmiştir. Bu düzenleme ile birlikte istisna kapsamındaki üreticiler bakımından kurumlar vergisi oranında %50 indirim yapılmıştır. 

 

Sonuç

 

Teşvik Kanunu ile getirilen düzenlemeler; vergiye gönüllü uyumun artırılması, uluslararası sermayenin Türkiye’ye çekilmesi, teknoloji ve girişimcilik ekosisteminin desteklenmesi ile yüksek katma değerli hizmet faaliyetlerinin teşvik edilmesi amaçları doğrultusunda kapsamlı değişiklikler içermektedir.

 

Özellikle varlık barışı uygulaması, nitelikli hizmet merkezlerine tanınan vergi avantajları, yurt dışı gelirlerine ilişkin uzun süreli istisnalar ve teknogirişim şirketlerine yönelik yeni teşvikler, hem yatırımcılar hem de girişim ekosistemi bakımından önemli fırsatlar yaratmaktadır.

 

Bununla birlikte, birçok düzenlemenin uygulama esaslarının ikincil mevzuat ve idari uygulamalarla şekillenecek olması nedeniyle, ilgili teşviklerden yararlanmayı planlayan gerçek ve tüzel kişilerin süreci yakından takip etmeleri önem arz etmektedir
 

 https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2026/06/20260604-1.htm


Bu noktada, 'Türkiye’de yerleşik sayılan kişi' kavramının GVK m.4 kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. GVK m. 4 uyarınca ikametgahı Türkiye'de bulunanlar ile bir takvim yılı içinde Türkiye'de devamlı olarak altı aydan fazla oturanlar Türkiye’de yerleşik sayılmaktadır.